Ağu 10, 2013

Gönderen:-Genel, Yazılar | 3 Yorum

”Çocukça Özlemler”

Kimi günler çocukluğum geliyor aklıma ;


Güzel bir yağmur sonrasında sokakta yürürken birden annemin elinden kaçıp olduğum yere çömelip ellerimi yanaklarıma koyup küçük su birikintilerindeki masmavi gökyüzünün ve kar beyaz bulutların yansımasına dalıp  sonrada bir gökyüzüne bir de yansımasına bakıp ne kadar güzeller diyerek şaşkın ve hayranlıkla izleyen ,


Yada ….

 

Yağmur yağarken camda birbirlerine dokunarak karışan damlaları takip edip o damlalardan şekiller çıkaran hayal gücümü ve o şekilleri kimseye göstermeyen saklı küçüklüğümü özlüyorum ..

 

Çok kızdığım , sinirlendiğimde  bana kötü davranan kişilerden intikam almak ve karşılık vermek, onlara zarar vermek yerine onlara tek gözümü kapatıp bir çatal arkasından bakıp onları kendi dünyamın dışında tutup sanki demir parmaklıklar arkasına koyup kendimce cezalar verip onları kendi kötülüklerine hapsettiğim  saf hallerimi,

 

Yada….

 

Bana sevgi ve iyilikle yaklaşan , daime gülen kişilere bir şeyler yapıp kendimce teşekkür edebilmek için ne yapsam diye oraya buraya koşuşturup sonunda elimde bir ucuz gofret ve kocaman bir gülümsemeyle koşarak soluğu yanında alıp sımsıkı sarıldığım güzel yürekli insanlara koştuğum o anlarımı özlüyorum ..
Denize gittiğimde bir elime bir avuç kum alıp saymaya başlayıp sonra yorulunca yada karıştırınca
- off bu seferde olmadı deyip o kum tanelerini denize savurup kumsallara ve denize uzun uzun bakıp saatler geçirdiğim ,

Yada ….

 

Sakın gülmeyin..

 

Kendimce şarkılar mırıldandığım , denize seslendiğimde,


- Ne yapıyorsun ne konuşuyorsun ?


Dediklerinde


- Ben deniz ve kumsallarla konuşuyorum siz anlamazsınız dediğim ..


İnsana en huzur veren sesin kumsala vuran dalga sesinin olduğuna inanan ve bu sesi dinlerken rahatsız edilince suratını buruşturan günlerimi özlüyorum ..

 

Oturduğumuz sokakta arkadaşlarımızla oynarken birkaç sokak yukarıdaki yıkanan halıların  yokuştan gelen kirli  ve köpüklü sularını görür görmez koştura koştura yakınlardaki bir inşaattan avuç avuç kum taşıyıp bir baraj oluşturup suyu biriktirip sonrada gazete kağıdından küçük kayıklar yapıp sonra da barajı yıkıp o suyun hızıyla kayıkların yokuş aşağı hızla gidişlerini keyifle izlemeyi ve peşlerinden koşturmayı , şimdilerde çocukların adını bile bilmediği oyunları oynarken terleyip hasta olmayalım diye sırtımıza  havlu sokuşturulan ve bu yapılırken hiç rahat durmadığımız o yaramaz çocukluğumu özlüyorum ..

 

Sokakta top yada başka bir oyun oynarken düşüp dizlerimizi kanattığımızda  arkadaşlarımızdan sadece bir kaçı eczaneye gittiğinde  ben eve gelir annemin yaralarımı temizledikten sonra tentürdiyotla ve  pamukla basınca aslınca avaz avaz acıyooo diye bağırmak isteyip ama erkekliğe laf dedirtmemek için susarken bir yandan da annemin ellerinin ne şifalı olduğunu düşündüğüm , ben gece uyurken annemin saçlarımı okşayıp beni öptüğünde aslında uyanıp ama uyuyormuş gibi yaptığım arkasını dönünce de ona bakıp sevgi dolu dualar ettiğim gecelerimi özledim …

 

Bayram seyran dinlemeden sokakta oynarken canımız çekince zamanımızda varolan şimdilerdeyse ender görülen en güzel meyve ağaçlarına çıkıp dalından erik ,incir ,elma ,hatta eve üstü başı mosmor lekelerle gidip dünyanın azarını işitmeye göze alıp yenen kocaman bal tadında kara dut ağaçlarına çıktığımız günlerimizi özledim ..

 

Kimi duyguları ilk kez tattığımda , kalbim kırıldığında , hüznün ellerimi üşüttüğü zamanlarda nerede olduğumu sanki kimse bilmezmiş gibi bir yerlere saklanıp kimi gecelerde öylece yıldızlara derdimi anlattığım , görünmeyen göz yaşlarımın içime aktığı yalnızlığın ne demek olduğunu öğrendiğim ama en çok beni daima izlediğini ve koruduğunu bildiğim Babamın orda olduğunu düşündüğüm gökyüzüne saatlerce bakmayı , sarılacak kimsem olmadığından değil belki ama beni hiç yalnız bırakmayan en sadık ve sessiz dostum gitarıma sarıldığım gecelerimi özlüyorum ..

 

O zamanlar dışardan bakınca anlam verilemeyen hareketlerimi yada çocukluğumuzda yaptığımız bize çok eğlenceli gelen kimselerin anlamadığı şeyleri yaparken uzun yıllar geçtikten sonra çocukluğunda yaşadıklarını özleyeceğini hiç aklına getirmiyor insan ..
o zamanlar yılların nasılda çabuk geçtiğinin kavrayamıyor ve sadece günü yaşıyoruz .


Hele okul yıllarındayken yaz geldiğinde  karnede zayıf yoksa ve kısa süreli dahi olsa yazlığa yada bir akrabanın yazlığına gidilip tatil yapılıyorsa bizden mutlusu yoktu …

 

Sanırım çocuk olmanın güzelliği burada işte hayatın gerçek sert ve acımasız yüzüyle henüz daha tanışmamışken bu kaygısız ve korkusuz yaşadığın günlerde hayattan keyif ve mutluluğu alabilip bunları yaşayabilmekte ..

 

Şimdi bu yazıyı yazarken iyi ki bu duyguları tatmış ve o anları iyi ki yaşamışım diyorum ..

 

Herkesin çocukluğunda bir küçük kendi dünyası vardır .. Kimi zaman o çocukluğundaki küçük dünyan birden aklına gelir ve özlersin ..
Sana o günlerini hatırlatan bir çocukluk arkadaşına rastlarsın yada bir şey hatırlatır sana o günleri …

 

Benim küçük dünyamın satırlarını sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim ..

 

  1. Nadide Cengiz dedi ki:

    Tolgacim bu satirlai okudugumdna kendi cocukluguma gittim ve nerde o günlerim diye düsündün

  2. Sezgin dedi ki:

    Kardeşim keyifle okudum eline yüreğine sağlık çocukluğumuza gittim sayende

    selamlar.

  3. Ahsen Aydoğdu dedi ki:

    O KADAR GÜZELDİ Kİ,BENİ NERELERE GÖTÜRDÜN BİR BİLSEN TEŞEKKÜRLER ARKADAŞIM EMEĞİNE VE YÜREĞİNE…

Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>